Tutkulu Perçem

Tutkulu Perçem[Epub] ❤ Tutkulu Perçem ➞ Sevgi Soysal – Bluevapours.co.uk Tutkulu Perçem, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz “dil” çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, dü Tutkulu Perçem, gerçekliğin sıkıcı ve bunaltıcı kurgusuna düpedüz “dil” çıkartarak başkaldıran, önüne çıkan her şeye bir tekme atar gibi yaparken aslında hepsine takılan, düşecekken yazıya tutunup yürüyen ve çaktırmadan giden Sevgi Soysal’ın yola çıkış öyküsüdür.

Sevgi Soysal was born in Istanbul in She grew up in Ankara with her father, an architectbureaucrat originally from Salonica, and her German mother She studied archaeology in Ankara, continuing her education in that field as well as theater at Göttingen UniversitySoysal’s first volume of short stories, Tutkulu Perçem download books from your favorite authors on Apple Books Passionate Bangs, was published in , the same year that Soysal bega.

Paperback  ã Tutkulu Perçem PDF/EPUB ✓
  • Paperback
  • 62 pages
  • Tutkulu Perçem
  • Sevgi Soysal
  • Turkish
  • 10 January 2019

10 thoughts on “Tutkulu Perçem

  1. Muhtelif Okumalar says:

    2. Kez okudum Sevgi Soysal’ı. Yazarı tanımam Tante Rosa ile olmuştu. Tutkulu Perçem, biraz toy bir kitap. Ama bir yazarı tanımak, dünyasını anlamak için ilk kitaplar önemlidir bana göre. Bu nedenle Tutkulu Perçem’de yer alan öykülerde gizlenen Sevgi Soysal’ı da tanımak lazım idi. Öykülerinden satır araları:
    ☘️Söyleyemediklerimizi susuyor, bilmediklerimizi konuşuyoruz.
    ☘️Rakının nasıl da kötü kokan bir içki olduğunu ne güzel unutturmayan adamlarla, onların yanıbaşında ve çok uzağında ama onlarla en çok onlarla yalnız.
    ☘️Kuyruğunu seyreden bir kedi gördüm. Düşmanca bakıyordu ona. Kendinin olduğunu biliyordu çünkü. Kuyruklarımıza düşmanızdır biz de, oysa bilmeyiz bizim olduklarını.

  2. Rüçhan says:

    Sevgi Soysal'la tanışmam, Yenişehir'de Bir Öğle Vakti adlı kitabıyla oldu. Dilini, anlatımını, düş dünyasını öylesine sevdim ki, bütün kitaplarını aldım hiç düşünmeden. Şimdi artık, yazılış sırayla okuyacağım.

    Tutkulu Perçem, Sevgi Soysal'ın yayınladığı ilk kitapmış; onunla başladım. Deneysel denebilecek ölçüde değişik bir tarzda, Türkçenin sınırlarını zorlayacak biçimde yazılmış, kısa kısa -hikâye mi demeliyim?- bölümlerden oluşuyor. Hepsi de bir olay anlatmaktan ziyade, bir ruh halini yansıtma amacıyla kaleme alınmış. Fakat bu ruh hali, hiç de öyle kolay anlaşılır türden değil. Çoğunlukla soyut ve simgesel. Bütünlüksüz ve kesik cümlecikler. Anlatıdan çok kendi kendine bir düşünüş gibi. Yer yer de şiirsel ve masalsı... En çok, kitaba adını veren Tutkulu Perçem ve Bir Şeydi Hiçliği Hiç Olup Yitti bölümlerini sevdim kitapta. Diğer bölümler, ya tek okumayla anlaşılamayacak ölçüde yoğun anlam taşıyordu ya da dışarıdan birini kolay anlayamacağı ölçüde kişiseldi.

    Tek tek baktığımda, şu hikâyede şunu anlatmak istemiş, şunları şunları vurgulamıştı diyemem. Ama genel olarak göstermeye çalıştığı şeyin, bir kadın olarak erkek egemen dünyada varlık göstermek, kendini olduğu gibi kabul ettirmek olduğunu sanırım açıkça anladım. Ucuzca bir feminist dil kullandığı sanılmasın. Cinsiyetçi değil, tümüyle insanî açıdan bir varoluş.

    Bitirmeden önce, son derece kısa bir kitap olduğunu ekleyeyim. Önsözü saymazsak, 45 sayfacık bir şey. Ama Sevgi Soysal'ın yazar olarak gelecekteki kitaplarında izleyeceği yolun bir haritası gibi. Bundan önce okuduğum tek kitabında bile (Yenişehir'de Bir Öğle Vakti), Tutkulu Perçem'den izdüşümler gördüm. Diğer tüm kitaplarında da rastlayacağıma eminim.

  3. belisa says:

    daha bana göre biri olduğunu düşünüyordum, belki de yanlış kitaptan başladım...

  4. Mustafa Şahin says:

    Yer yer şiirsel bir tarza bürünen denemeler var kitapta. Sevemediğim kısmı sürekli birbirine giren kelimelerin hiçbir şey anlatmadan orada öylece durmaları oldu. Yanlış bir zamanda okumuş da olabilirim tabii.

  5. Serhan Ergin says:

    Tutkulu Perçem için Sema Kaygusuz'un yazdığı Vuruş adlı yazıdan:

    ...Kısacık ömrü boyunca yaşadığı her aşkın, savunduğu her düşüncenin hesabını vermiş, 'cezasını' çekmiş olan Sevgi Soysal'ın bu ilk kitabı, okurla yaptığı boşluksuz bir sözleşmedir. Sonraki yıllarda derinleştirdiği yazınsal anlayışla Tutkulu Perçem'e hep sadık kalmıştır. Onun kitaplarında katlanmak yanlıştır. İrade her şeyden daha yücedir. İnsan temiz havaya çıkmak için soluksuz kalmalıdır. Sevgi Soysal, 'rağmen', 'ama', 'keşke'lerle kaderi pekiştiren, kadının toplumsal tutsaklığını perdeleyen tümceler kurmaz. [...] Bulduğu nesnel gerçekliği, öznel bakışının içinden ayıklayarak gösterir bize; yazdığı ağrıyı iyi tanır. Acıyı abartarak okuru kanırtmaz. Yaşadığı gibi yazmaktadır çünkü. [...] Sevgi Soysal izinsiz bir bölgede, bozkırı bütünüyle gören bir yükseltinin üstünde yazmıştır öyküsünü. Bir sinek vuracağıyla, kara ve kanlı bir ölüyü bembeyaz bir kâğıda yapıştırırcasına, öyle hızla.

  6. melis says:

    Okurken anlam parçacıkları arasında sürüklenip tökezlerken buldum kendimi. Kitabın şiirselliği yadsınamaz; ama öyküce eksik kalmış.

  7. Melis says:

    Ben bu postmodern yazımı hiç sevemedim. Kitabın içinde 1-2 sayfalık düzyazı/hikaye tarzı şeyler yer alıyor. Fakat çok soyut geldi. “Kızın gözündeki cevizleri kırdı” ne demek? Bundan nasıl bir anlam çıkartmam gerekiyor bilemedim. Lakin tüm bu soyutluklara rağmen yazısı bir şekilde kendini okutuyor, bu açıdan başarılı buldum. Tezer Özlü’nün buhran havası kitabın içine girmeme engel olmuştu fakat Sevgi Soysal’da ki soyutluk buna engel olmadı. Fakat bana göte değil yine de.

  8. Özge Çetintaş says:

    Bu evrende her şeyi silecek birileri, yaşamları hepten. Bu önemli değil; biz çoktan tükenmişiz.
    Somutlara güvenimiz yok hiç, onlar kalmaz, yok. Herkesler, her şeylerini çok şeylere harcıyorlar, tutsak kılıyor bu şeyler onları, hep onlara çarpıyorlar yaşantılarında.
    Ama bak, gerçek tutsaklar biziz, soyuttan gelir bizimki, savaşılmaz.

  9. Gökçe Leblebici says:

    Şarkı söylesem Fiona Apple, yazı yazsam Sevgi Soysal gibi yazardım, yani yazmayı isterdim (muhtemelen yazamazdım).
    Sonra içinde yemek pişmezmiş gibiliği güzel evime dönerdim.

    Yeryüzündeki bütün dilleri konuşan bir adam konuşamıyormuş kendiyle.

    -Bu sabah müezzin caminin minaresine çıkıp -Cehenneme gidin Allah'ın belaları!- diye bağırdı.
    -Adamlar yine camiye gidip namaz kıldılar.

  10. Yalım says:

    Diyerekten bizi bir yarın kıyısına bıraktılar - Baktık - Biziz aşağılarda ve Köstebekname epey iyi öyküler. Sevgi Soysal okumaya başlamış oldum, hem de ilk kitabıyla.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *